Hayatın getirdiği zorluklar ve belirsizlikler karşısında her birimiz zaman zaman kalbimizde bir ferahlık, hanemizde ise bir bolluk arayışı içine gireriz. Bu anlarda en büyük sığınağımız, şüphesiz ki Yüce Rabbimize yönelmek ve O’ndan yardım dilemektir. Ellerimizi semaya açıp O’nun sonsuz rahmet ve lütuf kapısını çalmak, ruhumuzu teskin eden en kıymetli ibadetlerden biridir. Dua, kulun Yaradan’ıyla en samimi bağı kurduğu, acziyetini itiraf edip O’nun kudretine sığındığı o özel andır. İçtenlikle yapılan bir yakarış, sadece maddi beklentilerimizin bir ifadesi değil, aynı zamanda manevi dünyamızı zenginleştiren, tevekkülümüzü artıran ve bizlere içsel bir sükûnet bahşeden bir rahmet vesilesidir.
Duanın Manevi Anlamı
Bu niyaz, yalnızca cüzdanımızın veya soframızın zenginleşmesi için edilen bir talep değildir. Asıl manası, Allah’ın (c.c.) Rezzak isminin tecellisini hayatımızın her alanında hissetme arzusudur. Bu dua ile kul, rızkı verenin yalnızca Allah olduğunu kalben tasdik eder. Eline geçen her nimetin, harcadığı her nefesin O’nun lütfu olduğunu anlar. Bu bilinç, kişiyi şükretmeye, israftan kaçınmaya ve elindekini hayır yolunda kullanmaya teşvik eder. Dolayısıyla bu yakarış, maddi bir isteğin ötesinde, kişiyi daha bilinçli, şükreden ve Allah’a daha yakın bir kul haline getiren manevi bir yolculuğun kapısını aralar. İstenen şeyin özünde “bereket” vardır; yani azın çoğalması, faydalı ve kalıcı olmasıdır. Bu da ancak ilahi bir dokunuşla mümkün olur.
Okunacak Dua (Arapça, okunuş, Türkçe anlam)
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hizmetinde bulunan Enes bin Mâlik’e (r.a.) öğrettiği ve kendisi için de sıkça okuduğu rivayet edilen bu mübarek yakarış, hem dünya hem de ahiret için geniş kapsamlı bir iyilik talebi içerir.
Arapça Yazılışı:
اللَّهُمَّ أَكْثِرْ مَالِي وَوَلَدِي، وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَنِي
Türkçe Okunuşu:
Allâhümme ekşir mâlî ve veledî ve bârik lî fîmâ a’taytenî.
Türkçe Anlamı:
Allah’ım! Malımı ve evladımı çoğalt, bana verdiğin şeyleri benim için bereketli ve hayırlı kıl.
Duanın Fazileti
Bu duanın en büyük fazileti, bizzat Rahmet Peygamberi’nin (s.a.v.) dilinden dökülmüş ve sevgili hizmetkarı için Rabbinden talep ettiği bir niyaz olmasıdır. Hadis kaynaklarında geçtiğine göre, Enes’in (r.a.) annesi Ümmü Süleym, Peygamberimizden oğlu için dua etmesini istemiş, Efendimiz de bu şekilde dua etmiştir. Rivayetler, Enes bin Mâlik’in (r.a.) bu dua neticesinde çok uzun bir ömür sürdüğünü, malının ve evlatlarının sayısının oldukça fazla olduğunu ve ömrünün sonuna kadar bolluk içinde yaşadığını bizlere aktarır. Bu durum, bizler için duanın gücünü ve Peygamber tavsiyesine uymanın getireceği manevi ve maddi güzellikleri gösteren en somut örneklerden biridir. Bu duayı okumak, Peygamber Efendimiz’in sünnetine uymanın ve O’nun mübarek talebini kendi hayatımız için de istemenin bir yoludur.
Ne Zaman ve Nasıl Okunmalıdır?
Duanın kabulü için belirli bir zaman veya mekana sıkıştırılmış katı kurallar olmasa da, bazı adap ve vakitler duanın maneviyatını artırır. En önemli şart, kalpten gelen bir samimiyet ve tam bir teslimiyettir. Yakarışın sadece dilde kalmaması, gönülden hissedilerek yapılması esastır.
Bu duayı okumadan önce abdestli olmak, kıbleye yönelmek ve duaya başlarken Allah’a hamd ve Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) salavat ile başlamak, duanın adabındandır. Özellikle farz namazların ardından, seher vakitlerinde, Cuma günü ve gecesi gibi duaların daha makbul olduğu belirtilen zaman dilimlerinde okunması tavsiye edilir. Ancak en önemlisi, kişinin kendini Rabbine en yakın hissettiği, kalbinin yumuşadığı ve ihtiyacını en derinden hissettiği her an, bu duayı okumak için en doğru zamandır. Gün içinde aklınıza geldikçe, işinize başlarken veya bir zorlukla karşılaştığınızda dilinizden ve gönlünüzden düşürmeyerek sürekli bir zikir ve talep halinde olabilirsiniz.
Kimler Bu Duayı Okuyabilir?
Bu dua, belirli bir zümreye veya özel durumu olan kişilere has değildir. Allah’ın rahmet kapısı herkese açıktır. Rızkının genişlemesini, kazancının hayırlı olmasını, evlatlarının salih kimselerden olmasını ve hayatındaki tüm nimetlerin bereketlenmesini isteyen her mümin, bu duayı okuyabilir. Ticaretle uğraşan bir esnaf, evinin geçimini sağlayan bir çalışan, ailesinin huzurunu dileyen bir anne veya baba, geleceğe dair umutlar besleyen bir genç… Kısacası, Yüce Allah’a kul olduğunun bilincinde olan ve O’nun lütfuna muhtaç olduğunu hisseden her Müslüman, bu mübarek niyaz ile Rabbine yönelebilir. Önemli olan, kimin okuduğu değil, ne kadar samimi bir kalp ile okuduğudur.
Gönülden Bir Kapanış
Unutmamalıyız ki dua, bir sonuç listesi değil, bir teslimiyet sürecidir. Bizler kul olarak üzerimize düşen gayreti gösterir, helal yoldan kazanmak için çabalar ve sonrasında ellerimizi açıp neticeyi alemlerin Rabbi olan Allah’a bırakırız. O, bizim için neyin hayırlı olduğunu en iyi bilendir. Bazen istediğimizi hemen verir, bazen bizim için daha hayırlı olanı verene kadar erteler, bazen de o isteğimizi ahiretimiz için bir mükafata dönüştürür. Bu yüzden her yakarışımız, aslında O’nunla kurduğumuz bir muhabbet, O’na olan güvenimizin ve sevgimizin bir ifadesidir. Rabbim, hepimizin niyetlerini kabul eylesin, hanelerimize bolluk, kalplerimize huzur ve hayatımıza hayırlı bereketler ihsan eylesin.






